GENEL KAYGI BOZUKLUĞU
- Emir Ali Menguş
- 23 Tem 2024
- 2 dakikada okunur
Genel kaygı bozukluğu (GKB), kişinin günlük yaşamında sürekli ve aşırı kaygı hissi yaşadığı bir ruhsal bozukluktur. Bu kaygı, genellikle belirli bir duruma veya nesneye odaklanmış değildir; kişi genel olarak gelecekle ilgili endişeler, belirsizlikler veya olası kötü senaryolar üzerine sürekli düşünür ve kaygı duyar.
Genel kaygı bozukluğu olan kişiler, normal koşullarda olmasa bile sürekli bir endişe içinde hissederler. Bu endişe genellikle mantıksız veya aşırı olabilir ve kişinin normal günlük aktivitelerini etkileyebilir.
Belirtiler:
Sürekli endişe ve kaygı: GKB olan kişiler, normal koşullarda olmasa bile sürekli bir endişe içinde hissederler. Bu endişe genellikle mantıksız veya aşırı olabilir ve kişinin normal günlük aktivitelerini etkileyebilir.
Fiziksel belirtiler: Kas gerginliği, titreme, terleme, huzursuzluk, kolayca yorulma, uyku sorunları, mide rahatsızlıkları gibi fiziksel belirtiler sıkça görülebilir.
Zihinsel belirtiler: Sürekli endişe dolu düşünceler, kontrol edilemeyen kaygıların belirgin olması, olumsuz düşüncelerin sürekli hüküm sürmesi gibi zihinsel belirtiler ortaya çıkabilir.
Davranışsal belirtiler: Kaçınma davranışları (örneğin, belirsizlikten kaçınma, sosyal etkinliklerden kaçınma), aşırı planlama ve hazırlık yapma, kontrol etme davranışları (örneğin, sürekli kontrol etme ihtiyacı) gözlenebilir.
Sosyal ve mesleki işlevsellikte bozulma: GKB olan kişiler genellikle sosyal ilişkilerde zorlanabilir, iş veya okul performanslarında düşüş gözlenebilir.
Genel kaygı bozukluğu (GKB) birçok farklı faktörün etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilir. Bu faktörler genellikle karmaşık bir şekilde birbirleriyle ilişkilidir ve her birey için farklı olabilir. Genel olarak, genel kaygı bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olan bazı yaygın etkenler şunlardır:
1. Genetik ve biyolojik faktörler: Ailede genetik yatkınlık, belirli kimyasal dengesizlikler veya beyin yapılarındaki farklılıklar genel kaygı bozukluğunun gelişiminde rol oynayabilir.
1. Çevresel faktörler: Çocuklukta yaşanan travmatik olaylar, aile içindeki stresli durumlar, aşırı koruyucu bir aile ortamı veya sürekli belirsizlik içeren yaşam koşulları gibi çevresel etkenler genel kaygı bozukluğuna katkıda bulunabilir.
2. Beyin kimyası ve nörolojik süreçler: Beyindeki serotonin, noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği veya hipotalamus-hipofiz-böbrek üstü bezi (HPA) ekseni gibi stres yanıtlarını düzenleyen sistemlerdeki anormallikler genel kaygı bozukluğuna yol açabilir.
3. Kişilik özellikleri: Mükemmeliyetçilik, kontrolcülük gibi kişilik özellikleri genel kaygı bozukluğunun gelişiminde risk faktörleri olarak kabul edilebilir.
4. Bilişsel faktörler: Olumsuz düşünme kalıpları, olayları aşırı yorumlama eğilimi, gelecekle ilgili karamsar beklentiler gibi bilişsel süreçler genel kaygı bozukluğunu tetikleyebilir veya sürdürebilir.
5. Stres ve travma: Özellikle çocuklukta veya erken yetişkinlik döneminde yaşanan stresli olaylar, travmatik deneyimler genel kaygı bozukluğunun ortaya çıkmasında etkili olabilir.
Genel kaygı bozukluğu tanısı konulabilmesi için belirtilerin en az altı ay boyunca devam etmesi gerekir. Tedavi genellikle psikoterapi (terapi) ve bazen ilaç tedavisi kombinasyonuyla yapılır. Tedavi sürecinde, kişinin kaygılarını anlaması, bunlarla başa çıkma stratejileri geliştirmesi ve stres yönetimi becerilerini öğrenmesi önemlidir.
Comments